Turkish Embassy in Skopje

Speeches

Manastır LIONS Kulübü Gala Gecesi’nde Yapılan konuşma, 12.12.2008

Epinal Otel, Manastır
Manastır Belediye Başkanı ve Dostum Sayın Vladimir Taleski
Lions Klübü Manastır Başkanı Sayın Liljana Hristova
Değerli Milletvekilleri ve Belediye Başkanları
Ekselansları Kordiplomatik ve Korkonsüler Mensupları
Saygıdeğer Lions International Üyeleri
Sevgili Manastırlılar
Muhterem Bayanlar ve Baylar

Türkiye’nin yakın tarihinde çok önemli bir yeri olan “Konsoloslar Kenti” Manastır’da Türkiye temasıyla tertiplenen Lions Klübü Gala Gecesine katılmak benim ve eşim için büyük bir onurdur. Başta Lions Klübü Manastır Başkanı Sayın Liljana Hristova ve Belediye Başkanı Sayın Vladimir Taleski olmak üzere, bu gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etmeyi borç biliyoruz.

Hepinizin de yakından bildiği üzere Osmanlı İmparatorluğunun son günlerinde genç subayların liderliğindeki İttihad ve Terakki Cemiyeti Manastır ve Tikveş civarındaki dağlarda yüzyıl önce 2. Meşrutiyetin ilanına yol açan silahlı bir isyan başlattılar. Bu ayaklanmanın iki büyük lideri vardı. Birincisi, bir İstanbullu olan, ancak babasının Manastır’daki memuriyet görevi nedeniyle askeri liseyi burada okuyan, daha sonra İstanbul’da Harp Akademisini birincilikle bitirdiği için Saray’da kolayca bir makam alma hakkına sahip olduğu halde, o dönemin en zor görevlerinden biri sayılan Manastır’da bir inzibat görevine gönüllü olarak talip olan ve daha sonra Padişah 2. Abdülhamit’e karşı isyan hareketlerine katılan genç Binbaşı Enver Bey. İkincisi ise Resne’nin yerlilerinden, 1897 Türk-Yunan savaşlarında büyük kahramanlıklar gösteren Yüzbaşı Niyazi Bey. İttihat ve Terakki Cemiyet’nin pek çok önderi gibi bu iki lidere de yataklarında ölmek nasip olmadı. Yaptırdığı muhteşem konak bugün de doğum yeri Resne’yi süsleyen Niyazi Bey 1. Dünya Harbi’nin ilk günlerinde İstanbul’a gitmek üzere Draç’ta (Durres) gemiye binerken bir Arnavut milliyetçisinin kurşunlarıyla öldürüldü. Sonradan “Paşa” unvanı alarak İmparatorluğun kaderinde birinci derecede sorumluluk sahibi olan Enver Bey ise, Sovyet devriminden sonra Orta Asya’da bugünkü Tacikistan-Afganistan sınırındaki dağlık bölgede Kızıl Ordu’ya karşı savaşırken vuruldu. Yıldızı Makedonya dağlarında parlayan Enver Beyin Orta Asya’da sona eren kısa hayat hikayesini ben biraz Makedonya’nın yetiştirdiği en büyük evladı Büyük İskender’in hayat hikayesine benzetirim. İttihad ve Terakki liderleri Türkiye’nin bugün de sıkıntılarını çektiği büyük hatalar yaptılar. Ancak bu genç ve idealist insanların hareket noktası İmparatorluk’ta yaşayan tüm halklar için modern bir anayasal düzen ve hürriyet fikriydi. Onlar hatalarının bedellerini genç yaşta kurşunlarla ölerek, en ağır biçimde ödediler. Geride bıraktıkları hürriyet, anayasal düzen, çağdaşlaşma, aydınlanma gibi idealler, onların yaşıtı olan ve onlar gibi Manastır Askeri İdadisi’nde okuyan, fakat onlardan farklı olarak hiçbir zaman macera peşinde koşmayan büyük vizyoner, Selanikli Mustafa Kemal tarafından hayata geçirildi. Manastır Askeri İdadisi sadece E