Turkish Embassy in Skopje

Speeches

29 Ekim Cumhuriyeti Bayramı vesilesiyle verilen resepsiyonda yapılan konuşma, 29.10.2008

Sayın Cumhurbaşkanı,
Sayın Meclis Başkanı
Sayın Başbakan,
Sayın Bakanlar,
Sayın Milletvekilleri,
Sayın Belediye başkanları,
Sayın Büyükelçiler ve kordiplomatiğin değerli temsilcileri,
Değerli soydaşlarımız, saygıdeğer konuklar,
Değerli basın mensupları,

Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. Yılını kutlamak üzere bizimle biraraya gelmenizden dolayı ben, eşim ve büyükelçiliğimiz mensupları şükranlarımızı sunuyoruz.

Mr. President,
Mr. Speaker of Parliament,
Mr. Prime Minister,
Ministers,
Members of the parliament,
Honorable mayors,
Excellencies, members of the diplomatic corps,
Dear guests and members of the press,

On behalf of my wife, members of the embassy and myself, I would like to thank you for being able to attend our reception, which commemorates the eighty-fifth anniversary of the foundation of the Turkish Republic.

----

Türkiye Cumhuriyeti’nin milli gününü köklü tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Makedonya Cumhuriyeti’nde kutlamak bizler için büyük bir onurdur. Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri lise eğitimini Manastır kentinde almış olması ve babası Ali Rıza Efendi’nin aile köklerinin bu ülkede bulunması, her iki ulus için daima gurur kaynağı olacaktır. Türk ulusu’nun kaderinde ve kuruluşunda belirleyici rol oynamış birçok tarihi kişilik Makedonya kökenlidir. Bu gerçek bizleri daha da yakınlaştırmaktadır.

It’s a great honour for us to celebrate our national day in the Republic of Macedonia, with whom we have deep historical and cultural ties. We take pride in the fact that great Atatürk, founder of the Republic of Turkey, has received his military high school education in bitola and that his father’s family roots lie here in Macedonia. Many historical personnalities who played a crucial role in determining the fate of the Turkish nation came from this country. These ties bring our nations even closer.

----

Türkiye cumhuriyeti uzun savaşların sonunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden, Atatürk’ün çağdaşlaşma ve uluslararası barış idealleri üzerine doğmuştur. Dış politikada Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini benimseyen Türkiye, çağdaş, kalkınmış, demokratik ve laik bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Türkiye’