Turkish Embassy in Skopje

Speeches

Ohri Çerçeve Anlaşmasının İmzalanmasının 11.Yıldönümü Vesilesiyle Matüsiteb Tarafından Düzenlenen Konferans “OÇA’na Göre Makedonya’daki Türklerin Durumu” Konuşması, 06.10.2012

“Ohri Çerçeve Anlaşması’na Göre Makedonya’daki Türklerin Durumu” konulu bu konferans vesilesiyle aranızda bulunmaktan mutluluk duyduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

OÇA, hepinizin bildiği gibi 13 Ağustos 2001’de Arnavut ve Makedonlar arasında sekiz ay süren silahlı çatışmanın sona ermesinin ardından imzalanmıştır.

Uluslararası toplumun da bugüne kadar genelde destek verdiği bu Anlaşma, tüm Makedonya vatandaşları için, barış ve huzuru pekiştirecek, ülkenin, gelişme ve kalkınmaya daha elverişli bir toplumsal yapıya sahip olmasına hizmet edecek bir temel mutabakat belgesi olarak görülmektedir.

Makedonya’nın çok etnili ve çok kültürlü dokusunun korunmasına önem veren, ülke bütünlüğünü, egemenliğini ve uluslararası toplum tarafından tanınmış sınırlarının değişmezliğini, daima kararlılıkla savunmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, devlet idaresine getirdiği felsefe ile yapısal ve fonksiyonel kazanımların korunması bakımından, OÇA’nın geçerliliğini savunmaktadır.

OÇA, eksikliklerine, tam olarak uygulanmasındaki engellere, hatalara rağmen ülkenin istikrarı ve geleceğinin güvence altına alınması ve toplumsal dönüşümünün gerçekleştirilmesi için halihazırda temel bir araç olmaya devam etmektedir.

Ancak, bu Anlaşmayla arzulanan nihai hedefe ulaşılması için gerekli adımların atılmaya devam edilmesi de zorunludur.

Makedonya Cumhuriyeti’nin sadık vatandaşları olan Türklerin, istihdam ve eğitimle ilgili sorunlarına kalıcı çözümler bulunmasını, onların makul beklentilerinin karşılanması için gerekli ilginin gösterilmesini ve imkanların yaratılmasını beklediğimizi, bunun için Türkiye tarafında her türlü işbirliği ve desteği sağlamak için hazır olduğumuzu her vesile ile Makedon makamlarına bildirmekteyiz.

Makedonya’da anadilde eğitim anayasal bir hak olmakla birlikte, ilk ve ortaöğretim okullarında Türkçe eğitim gören öğrenci sayısı yaklaşık 8000, toplam soydaş öğretmen sayısı ise yalnız 500 civarındadır. Kitap ve öğretmen eksikliklerinin giderilmesi, etkin bir işbirliği ve somut projelerle aşılmayacak sorunlar değildir.

OÇA’nın, yalnız Arnavut toplumunun talep ve beklentilerinin karşılanmasını değil, çeşitli etnik gruplara mensup olanların temsili ve söz hakkının tanınmasını, bir başka değişle, çoğulcu bir demokratik anlayışın yerleşmesini hedef alması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

Makedonya Cumhuriyetinde, etnik mensubiyetin siyasi hayatın önemli bir parçası olduğu bir gerçektir. Bununla birlikte, yönetimde “ikinci, üçüncü, dördüncü büyük milli siyasi gruplar” sıralaması yapılması bütünlüğe değil, ancak ayrışmaya hizmet edecektir.

Bu ülkenin sadık vatandaşları olan Türk toplumunun rakamsal olarak mevcudiyeti, geçtiğimiz yarı yüzyılda tedricen azalmıştır.

Dürüst, iyi ahlaklı, çalışkan, kanunlara riayet eden, ülkenin birliği ve beraberliğinde önemli bir istikrar unsuru teşkil eden Makedonya’daki soydaşlarımızın varlığı, hak ve kazanımlarının korunması, genel nüfus içindeki oranları ne olursa olsun bizim için önemlidir.

Makedonya’daki Türklerin buradaki sivil örgütlerde ve siyasi hayatta daha etkin olmaları temennimizdir.

Bunda, rakamsal büyüklükten ziyade, tam donanımlı, kültürlü ve iyi yetişmiş bireyler olarak toplum içindeki yerlerini alabilmeleri ve bu kazanımlarını sonraki nesillere aktarabilmeleri gerçek başarı olarak algılanabilir. Bu nedenle, soydaşlarımızın eğitim, istihdam vb. sorunlarının çözümüne yönelik her adım bizim tarafımızdan destek bulmuştur, bulmaya da devam edecektir.

Türkiye, bu coğrafyaya yönelik vizyonu kapsamında, Balkanlardaki dostu Makedonya’da yaşayan Türklerin, Makedonya’ya katkıda bulunan, her alanda ileri gitmiş müstesna bir toplum olmasını arzu etmektedir. Bu Makedonya’nın topyekün kalkınması için de önemlidir.

Sözlerime son verirken, OÇA’nın imzalanmasından bu yana geçen süre içinde, ilgili yasa, reform ve uygulamalarda sağlanan kısmi başarıda koalisyon hükümetlerinin ortağı olması hasebiyle, Türk toplumu lehine katkılar sağlayabilen TDP yöneticilerini, bu katkılara destek olanları, Türk toplumunun en önemli STK’sı durumunda olan MATÜSİTEB yönetimini kutluyor, bu konudaki siyasi kararlılığın devam etmesi ve yine MATÜSİTEB tarafından düzenlenen bu Konferansın da Makedonya’daki Türk toplumu açısından olumlu ve yararlı sonuçlar doğurması temennisi ile tüm katılımcılara başarı dileklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.